Ana sayfa Genel Yaşar SEYMAN Sendikacı – Yazar EYLEMCİ BİLGE Ankara Barosu Metin Feyzioğlu ile...

Yaşar SEYMAN Sendikacı – Yazar EYLEMCİ BİLGE Ankara Barosu Metin Feyzioğlu ile Umut Tazeledi

311
0
PAYLAŞ

Ankara’nın gündemi sonbaharın serinliğine karşın sıcaklığını koruyor. Başkent oluşunun 89. Yılı ve Ankara Baro seçimi bunlardan birkaçıydı. Başkent, gelecek yıllara ışık tutacak seçimlerini ve kutlamalarını geride bıraktı. Evrensel hukuk değerlerine en çok gereksinim duyduğumuz bu günlerde Ankara Barosu Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu’nun portresini yazmak vazgeçilmezim oldu. Onun yaşam yolculuğu ‘K’ harfiyle başlıyor sanki. Kızıltoprak, Kadıköy, Kayseri. Belki de ‘K’ ile başlayan yaşam yolculuğunda kaderin cilvesi onu annesiz bırakıyor. Dedesi Bilim insanı, önemli bir siyaset adamı Prof. Dr.Turhan Feyzioğlu ve anneannesi Leyla Hanım torununu nüfusuna alıyor. Metin Bey, bu olayı gazeteci Faruk Bildirici’ye şöyle anlatıyor: “Annem Saide 19 yaşındayken beni doğurduktan iki saat sonra ölmüş. Beni İstanbul’dan Ankara’ya getirmiş- ler. Dedem Turhan Feyzioğlu ve anneannem Leyla’nın yanında büyüdüm. Bunu 7-8 yaşında öğrendim ama ikisine de hep anne baba dedim. Feyzioğlu soyadını almaya ben karar vermedim. Babam ben doğduğumda almış. Asıl babamı on yaşındayken tanıdım. Tüccardı, 55 yaşında o da öldü. Çok da sevdim tanıdığımda. Ayrı yaşasanız, birbirinizi hiç görmeseniz bile kan çekiyor. Annemin ölümünden sonra evlenmiş, iki kardeşim var aslan gibi. Annem ölmese ve dedemler beni yanlarına almasa bambaşka bir hayat sürecektim. Kader bu. Onun yerine zamanın önemli politikacı ve devlet adamlarından birinin evinde büyüdüm. Dede olarak bayramdan bayrama görecekken her akşam sofrasında oturdum. Evde hukuk, politika, ülke meseleleri konuşulur; insanların gazetelerde gördüğü isimler eve gider gelirdi. Evde üç kişi, sekiz kişilik yemek masasının yarısını kullanırdık. Örtü yarısına kadar serilir, öbür yarısında daktilo ve kitaplar dururdu. Salonda tavana kadar dev bir kütüphane içerde de iki kitap odası vardı.” Bir yaz çocuğu Metin Feyzioğlu, 7 Temmuz 1969’da Kadıköy’ün Kızıltoprak semtinde doğar. Ankara’da büyür. 1986 TED Ankara Koleji’ni, 1990 yılında Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirir. 1996 yılında mezun olduğu fakülteye Ceza Hukuku alanında yardımcı doçent olarak atanır. Columbia Üniversitesi’nde Hukuk İngilizcesi sertifikasını alır ve 2000 yılında Doçent, 2005 yılında Profesör olur. 2007 yılında hem Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı hem de ülkenin en genç dekanı unvanı alır. Bu görevi bir yıl sürdürür. 1991 yılından beri kayıtlı olduğu Ankara Barosu’nun, 10 Ekim 2010 tarihinde başkanlığına seçilir.
‘BİRLİKTE BAŞARDIK, BAŞARACAĞIZ.’
“Ankara Barosunda iki yılınız doluyor. Hedefleriniz neydi, ne kadarını gerçekleştirdiniz. Önümüzdeki iki yılda Demokratik Sol Grubunun Başkan adayı olarak yönetime adaysınız, yeni hedefleriniz nelerdir?” “Ankara Barosu’nda söz verdiğimiz her işi yaptığımızı bütün gücümüzle uğraştığımızı meslektaşlarımıza içtenlikle gösterdik. Seçim öncesi projelerimize baktığımızda, hepsini yapmışız. Gelincik Projesi sürpriz bir projedir. Yasa İzleme Enstitüsü’nü kurduk. Yasa İzleme Enstitüsü’yle hâkim, savcı, avukat, akademisyen, milletvekili ve Meclis’teki yasa uzmanlarını aynı çatı altında toplayan tek kurumuz. Türkiye’nin her yerinden akademisyenler, hâkimler, savcılar, avukatlar, milletvekililer Enstitümüzün Genel Kurul Üyesi. Aynı masaya oturuyor, atölye çalışması yapıyoruz. Bir Baro’nun çatısı altında oturup, bu kişilerin, atölye çalışması yapması, bir yasanın nasıl çıkarılacağını konuşmaya, çıkarılmış bir yasanın eleştirisini yapmaya başlaması müthiş bununla da gurur duyuyoruz.” Ankara’daki Kayserili başkanlardan biri olan Metin Feyzioğlu, “Hemen her bayramda Kayseri’ye giderim. Büyük dedelerimin (son Mevlevi Şeyhi Ahmet Remzi Akyürek / Seyidi Burhanettin Hazretleri ile aynı türbede) kabirlerini ziyaret ederim.” diyor.İşte önemsediğim köklerine bağlı, yurdun sesine kulak veren, toprağından kopmayan, akılcı, dinamik, çağdaş bir portre. Bu güçlü portreyle iki yıl önce tanıştım. Bu tanışıklık iki yıl önce medya satırlarından çıkıp yüz yüze ve mutlak bir dostluğa dönüştü. Biliyorum ki gelecek hep birlikte avuçlarımızın içinde kurgulanacak dostluğumuz toplumsal çalışmalarla evrenselleşecektir. Bu birlikteliğin ilk adımlarını ‘Gelincik Projesi’ ile attık. Yaşar Seyman olarak bu projenin gönüllü elçilerinden biriyim. İki yıl sonra yine bir söyleşi yaptım ve ‘Gelincik’i sordum: “Gelincik projesi hepimizin ortak utancına parmak basıyor ve üstelik olumlu somut sonuçlar alınıyor. Şiddete uğrayan kadınlarımız artık yalnız değil diyorsunuz. Gelincik Projesinde son durum nedir?” “Gelincik Projesi’nin hayata geçirilmesinden itibaren ve 11 bin şiddet mağduru kadına yardım elimizi uzattık. Bu noktada fedakârca çalışan bütün Gelincik avukatlarına ve onları destekleyen meslektaşlarıma, Ankara Barosu’nun her mensubuna ayrı ayrı teşekkür etmek istiyorum. Gerçekten hayal gibi bir projeydi. En son, bizi onurlandıran iki gelişme oldu. Almanya’dan milletvekilleri geldiler ve projeyi yerinde görmek istediler, çünkü Almanya’da duyulmuş proje. Ve ayrıntıları uzun bir toplantıda öğrendiler bizden. Ve Cumhurbaşkanı’nın görevlendirmesiyle, projenin Türkiye geneline nasıl yaygınlaştırılabileceği konusunda Devlet Denetleme Kurulu ile uzun bir çalışma yaptık. Cumhurbaş- kanlığı desteğini alarak gururlandık.” Mutlu bir aile babası olan Feyzioğlu, kadınlarla çevrili bir ortamda iki kızı ve eşiyle yaşamakta. Doğrusu kadına şiddete öncülük etmesinde aslında etrafındaki kadınlara olan duyarlılığının etkisinin büyük olduğunu ve pekiştirdiğini düşünüyorum.

Toprağına kök salmasını bilen, anti demokratik davranışlara karşı duran, bu çağdaş bilgenin yüreği Türkiye’ye çok gerekli. O da bunu gereğince yerine getirmesini biliyor. Bu güzel yüreğin uzunca bir süre çarpmasını diliyorum…

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here