Ana sayfa Genel “zorunlu arabuluculuk” olarak konuşulan, dava şartı arabuluculuk

“zorunlu arabuluculuk” olarak konuşulan, dava şartı arabuluculuk

1061
0
PAYLAŞ

Avukat & Arabulucu

Gülay ÖZŞAHİN DAVUT

Sizlere en son yazımda, arabuluculuk ile ilgili genel bilgi paylaşımında bulunmuştum. 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununu (HUAK) da kısaca anlatarak, tarafl arın üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesi için, gerek davadan önce gerekse dava sırasında arabulucuya gidilebileceğini ve bu sürecin alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olduğunu yazmıştım. Bu sayıda da, 01.01.2018’de uygulaması başlayan, halk arasında “zorunlu arabuluculuk” olarak konuşulan, dava şartı arabuluculuk ile ilgili yazmak istedim. HUAK ile arabulucuya gidip gitmeme tarafl arın serbest iradesine bağlı olduğu düzenlendikten sonra, 25.10.2017 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile 01.01.2018 tarihinden itibaren, işçi-işveren alacağı ve tazminat ile işe iade talepli iş uyuşmazlıklarında arabulucuya başvurma zorunluluğu getirildi. Yani, 01.01.2018 tarihinden sonra, iş uyuşmazlıklarında, arabulucuya başvurmadan dava açılması halinde, herhangi bir işlem yapılmaksızın dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden red edilmektedir. Ancak iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarında, arabulucuya başvurma dava şartı aranmamaktadır.

“Gelmeyen duruşma günleri, bitmeyen davalara iş mahkemelerinde “dava şartı arabuluculuk” ile getirilen çözüm”

Arabuluculuk, yürürlüğü başladığı günden bu güne, uygulandığı uyuşmazlıklar ve etkinliği artarak ilerlemektedir. 01.01.2018 tarihinden sonra da, bir kısım uyuşmazlıklarda dava şartı olması sebebiyle, aktif bir süreç haline gelmiştir. Bireysel ve toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı, tazminatı, işe iade uyuşmazlıklarında, hak arayan taraf, karşı tarafın, karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu bulunmayan yerlerde ise Adliyelerde görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne, ne istediğini anlatan ve taraf iletişim bilgileri yer alan bir dilekçe ile başvuracaktır. Tarafl ar, arabuluculuk bürosunda bulunan listelerde yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları hâlinde bu arabulucu, anlaşamamaları halinde ise listeden, arabulucu görevlendirmesi yapılır, bu aşamadan sonra anlaşma sağlanan veya görevlendirilen arabulucu, başvurucunun başvurusuna, belge ve bilgisiyle birlikte ulaşır. Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hallerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması halinde, bu tutanak ilam niteliğinde sayılmaktadır. Anlaşamama halinde ise başvurucu, son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava açarken, dava dilekçesine eklemek zorundadır. “Zorunlu arabuluculuk” kavramı yani dava şartı da bunu anlatmak istemektedir.

“Çekişme esasına dayalı yargılamadan uzlaşma esasına dayalı arabuluculuğa geçişte, işçilik alacakları açısından “dava şartı arabuluculuk””

Dava şartı arabuluculuk sürecinde dikkat edilmesi gere- ken hususlardan biri, tarafl ardan herhangi birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda, toplantıya katılmayan taraf, açılan davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile, yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulmasının yanısıra, bu taraf lehine vekalet ücretine de hükmedilmemektedir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda ise, tarafl arın yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır. Dikkat edilmesi gereken hususlardan diğeri, arabuluculuk sürecine vekil sıfatıyla katılacak avukatın vekaletnamesi ve tüzel kişiyi temsilen yetkilendirecek kişinin yetki belgesidir. Vekil sıfatıyla katılacak avukatın vekaletnamesinde arabuluculuk sürecine katılma yetkisinin olması, mutlak gereklidir. Tüzel kişiyi temsilen yetkilendirilen kişinin yetki belgesinin de, tüzel kişi yetkilisi tarafından verilmiş olması, ıslak imzalı olması ve ekinde tüzel kişinin yetkisini gösteren belge ve imza sirkülerinin olması aranılan şartlardandır.

“Uzlaşıp uzlaşmamak takdirinizde ancak arabulucuya gitmek şart söylemi ile “dava şartı arabuluculuk”

İhtilafların arabuluculuk ile çözümünü tercih etmek, tarafl arın lehinedir. Davaların uzun bir süreye yayılması ve dosyada yazılıp çizilenler, süreç içerisinde tarafl arı iletişim kopukluğuna götürebilmektedir. Arabuluculuk ise hızlı bir yoldur, tarafl ar arasında iyi ilişkileriniz varsa korunur, katı ve kuralcı prosedürü olmaması sebebiyle tarafl arın öncelik ve endişelerine göre yürütülebilir. Arabuluculukta sürecin kontrolü tarafl arın elindedir, arabuluculuktan her an vazgeçilebilir, tarafl ar istemedi- ği bir anlaşmayı imzalamaya yada kabule zorlanamaz. Arabuluculuğun en dikkate değer özelliklerinden biri de arabulucu görüşmelerinde kullanılan bilgi ve belgelerin gizliliğidir. Mahkemelerdeki bilgi ve belgelere karşı kural olarak aleniyet ilkesi geçerli olmakta, arabuluculukta ise, tarafl ar aksini kararlaştırmamışlarsa, arabulucuya verilen bilgi, belge ve ikrarlar, Mahkemelerce istense dahi, gizlilik kapsamında aleniyet kazandırılamamaktadır. Her türlü sırrın ki ticari sırlar açısından bu husus iş dünyası için önem arzetmektedir, saklanması kuraldır. Arabuluculuk süreci sonunda tutulan tutanaklar emsal de teşkil etmediğinden, aynı şartlardaki birine sağlanan menfaat, diğerine de karine teşkil ettirilememektedir.

Yargı sisteminde iş yükü nedeniyle yaşanan tıkanıkları da ortadan kaldırabilmek için, taraf menfaatleri dikkate alınarak ve tarafl arın katılımı ile gerçekleştirilecek bir yöntem olan arabuluculuk, 01.01.2018 tarihinden itibaren, bazı istisnaları hariç iş uyuşmazlıklarında, dava şartı haline getirilerek zorunlu başvuru haline getiril- miştir. Hem daha kısa sürede sonuç veren hem daha az maliyetli olan arabuluculuğun tüm tarafl ara faydalı bir alternatif çözüm yolu olmasının yanısıra, kanaatimce, yaygınlaştırılmasının temel faydası da toplumsal düzeyde yüksek olacaktır.

 

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here