Ana sayfa İş Dünyası BİNALİ YILDIRIM T.C. ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI İle Konuştuk

BİNALİ YILDIRIM T.C. ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI İle Konuştuk

331
0
PAYLAŞ

Hedefl erimiz arasında intermodal taşımacılığı geliştirmek. Karayollarının üzerindeki yükü mümkün olduğu kadar azaltmak istiyoruz. Ama bununla birlikte Türkiye’de hala çok fazla yola ihtiyaç var. 2023 yılına kadar yapımı planlanan 9 828 km bölünmüş yol ile YİD kapsamında gerçekleştirilecek 5 550 km uzunluğundaki otoyolların hizmete girmesiyle toplam bölünmüş yol ağı 36 500 km’ye, Bitümlü Sıcak Karışım (BSK) Kaplamalı yol uzunluğumuz ise 12 452 km’den 70 000 km’ye çıkarmayı hedefl iyoruz.

TARİH BOYUNCA ULAŞIM YOLLARI ÜZERİNDEKİ YERLER KIYMET GÖRMÜŞTÜR

Bakanlığınız döneminde Cumhuriyet tarihinin en büyük karayolu seferberliğini başlatarak 15 bin km’yi aşan yeni yollar inşa ettiniz. 2023 hedefleri doğrultusunda karayolu taşımacılığıyla alakalı ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

İnsanların en temel ihtiyaçlarından bir tanesi de ulaşım ihtiyacıdır. Tarih boyunca ulaşım yolları üzerindeki yerler kıymet görmüştür. Günümüzde ise ulaşım çok daha hayati öneme sahip bir hale geldi. Ulaşım yollarına, dünyanın her yerinde olduğu gibi, Türkiye’de de çok fazla ihtiyaç duyuluyor. Ancak, Türkiye’de yollar yıllarca ihmal edilmiş durumdaydı. 2003 yılında sadece 6,101 kilometre bölünmüş yol vardı. Son 9 yılda 43 Milyar TL’ye yakın yatırım yaptık. Kim kazandı, ülke kazandı. Çünkü bu yolların bir yıllık zaman tasarrufu, yakıt tasarrufu, çevre etkisi 9.4 Milyar TL… Bugün ülkemizde 21,227 kilometre bölünmüş yol bulunuyor. Elbette bunlar yeterli değil ve daha yapacak çok işimiz var. Öncelikli hedeflerimiz arasında intermodal taşımacılığı geliştirmek. Karayollarının üzerindeki yükü mümkün olduğu kadar azaltmak istiyoruz. Ama bununla birlikte Türkiye’de hala çok fazla yola ihtiyaç var. Bu nedenle; 2023 yılına kadar yapımı planlanan 9 828 km bölünmüş yol ile YİD kapsamında gerçekleştirilecek 5 550 km uzunluğundaki otoyolların hizmete girmesiyle toplam bölünmüş yol ağı 36 500 km’ye, Bitümlü Sıcak Karışım (BSK) Kaplamalı yol uzunluğumuz ise 12 452 km’den 70 000 km’ye çıkarmayı hedefliyoruz. 2011-2023 yılları arasında Yap-İşlet-Devret (YİD) Modeli ile Yapılması Planlanan otoyol projelerinin toplam maliyeti 47 Milyar ABD Dolar, 2035 yılına kadar Yap-İşlet-Devret (YİD) Modeli ile Yapılması Planlanan otoyol projelerinin toplam maliyeti ise 84 Milyar Dolar olarak
Yapımı devam eden veya yapılması planlan en önemli otoyol ve bölünmüş yollar hangileridir?
Öncelikle şunu belirtelim ki, önemsiz yol yoktur. Yapılan bütün yollar önemlidir, yolların gittiği yerde medeniyet ver- dir, üretim vardır, her şeyden önemlisi yaşam vardır.Size büyük projelerimizden bahsedeyim. Bir tanesi Kuzey Marmara otoyolu (3. Boğaz Köprüsü Dahil). Köprü ve bağlantı yolları Yap-İşlet-Devret modeli ile yapılacak. 20 Nisan 2012 tarihinde ihaleye çıkılacak. Kuzey Marmara Otoyolu, transit geçiş yapılacak ikinci bir otoyol ihtiyacından kaynaklanmakta olup, bu projenin gerçekleşmesi ile özellikle İstanbul geçişi oldukça rahatlayacak. Adapazarı’ndan başlayarak, İzmit üzerinden İstanbul Boğazı’na yapılacak 3. köprü ile Avrupa yakasına geçerek ve Kınalı (Tekirdağ) ayrımına kadar sürecek olan Kuzey Marmara Otoyolunun, konforlu seyahat imkanı sağlayan fiziki ve geometrik standartta ve 298,4 km (bağlantı yolları ile birlikte 413,18 km) uzunluğunda olması planlanıyor. Özellikle Kapıkule’den giren araçların tamamına yakınının Karadeniz bağlantılı yeni çevre yolunu ve söz konusu 3. köprüyü kullanmasıyla, İstanbul’daki transit yükünün hafifleyecek. Otoyol projesi, uluslararası yol şeklinde düşünülmüş olup, ağır vasıtaların İstanbul trafiğine girmeden transit geçiş yapmasını hedefleniyor. Bugün ülkemiz açısından son derece önemli birçok proje kamu özel sektör işbirliğiyle gerçekleştiriliyor. Nitekim; İstanbul İzmir Otoyolu ve bağlantı yolu, 3. Boğaz Köprüsü ve bağlantı yolları, Ankara-Niğde Otoyolu, AnkaraKırıkkale-Samsun Otoyolu, Aydın-Denizli-Burdur Otoyolu gibi dev projeler de yine YİD modeli ile yapımı planlanan 1. Grup Otoyollarımız olarak sıralanmaktadır. Ülkemizin ulusal ve uluslararası karayolu taşımacılığının ana aksını oluşturan Ankara-Pozantı Otoyolunun yatırım programında yer alan Kemerhisar – Pozantı arasının yapımı ile, Türkiye’nin özellikle tarım alanındaki en büyük üretim merkezi olan GAP ve Çukurova bölgelerinde üretilen pamuk, tahıl, sebze, meyve ve narenciye ürünlerinin en kısa ve güvenli yoldan iç ve dış pazarlara ulaşması; ayrıca Güneydoğu ve Akdeniz bölgesindeki zengin turizm merkezlerinin İç Anadolu ve Kapadokya bölgesine bağlantısının sağlanması mümkün olacak. Ankara-Pozantı otoyolunun yapımına başlanmayan Ankara – Niğde arası ile yapımı devam eden kesimlerinin tamamlanarak hizmete sunulmasıyla Kapıkule’ den giriş yapan yerli ve yabancı turistlerin Nevşehir – Alayhan Kavşağı ile Kapadokya’ya ve Akdeniz Bölgesi’ ne kesintisiz bir otoyol ağı ile konforlu seyahatleri sağlanacak olup Suriye ve Irak hudut kapılarına Kapıkule’den Otoyol ve Bölünmüş Yol ile kesintisiz bağlantı tesis edilecek. Doğu’dan Batı’ya, Batı’dan doğuya doğru yollar geliştirildi. Ancak, Güney’e doğru inen yollara ihtiyaç duyuluyor. Karadeniz ile Akdeniz’i buluşturacak 18 ana karayolu güzergâhıyla ilgili yürütülen proje çalışmaları tamamlandı. Toplam uzunluğu 11.797 kilometre olacak proje tamamlandığında iller arası ulaşım daha da kısalacak. Böylece Karadeniz ile Akdeniz birbirine yakınlaşacak, Akdenizli ile Karadenizli kucaklaşmış olacak.
Üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemiz denizcilik sektöründe gelişmiş ülkelere nazaran yeni yeni kendini göstermeye başladı. Dünya sıralamasında Türk sahipli 15 tane filosu bulunan ve sayısı 71’e yükselen tersane sayımızı, daha da ileri seviyelere çıkarmak için ne gibi çalışmalarda bulunuyorsunuz?
Denizliğimizin son 9 yılda kat ettiği mesafeye bakıldığında heyecan duymamak mümkün değil. Denizciliğe uzun aradan sonra yeniden merhaba dedik. Türkiye’nin denizcilikteki başarısı, yaşanan hızlı gelişmeler, birçok ülkenin de dikkatini çekmiş durumda… Denizciliğimizde yaşanan gelişmeler neticesinde, deniz- ciliğimiz daha üst düzeyde temsil edilmesi gerekiyordu. Bu nedenle denizciliğimizi müsteşarlık seviyesinden alıp Bakanlık seviyesinde temsil edilir hale getirdik. Son 9 yılda denizcilik sektörümüz, AB standartlarını yakaladı. Denizcilikte dünyanın lider ülkeleri arasına girdik… Bildiğiniz gibi Tuzla’da sıkışan gemi inşa sanayimizi yaptığımız çalışmalar neticesinde tüm kıyılarımıza yaydık. Tersane sayısını 36’dan 71’e çıkardık. Ülkemiz, dünya yeni gemi inşa siparişlerinde adet bazında 6’ncı, DWT bazında 10’uncu sırada yer aldı. Ülkemiz 2011 yılı itibariyle mega yat üretiminde dünya sıralamasında 3. sıraya yerleşti. Türkiye yat inşaatında bir marka oldu. Denizcilik sektörüne yaptığımız “Özel Tüketim Vergisi Sıfırlanmış Akaryakıt” uygulaması ve diğer teşviklerimiz sayesinde olağanüstü bir gelişme gösterdi. 2011 yılında, 2004 yılından bu yana uygulanan ÖTV indirimi, uygulanmaya devam edildi. Bu kapsamda 2004’den Eylül 2011 tarihine kadar sektöre 2,4 Milyar TL destek sağlanmış oldu. Türk Bayraklı gemiler ilk kez 2008 yılında Beyaz Listeye geçmişti. Paris Memorandumu Sekretaryası’nın 11 Temmuz 2011 tarihli raporuna göre ülkemiz bu konumunu kuvvetlendirdi. Kabotajda taşınan yolcu sayısı 2010 yılında 154 milyona ulaşmıştır. 2011 yılı sonunda bu rakam 161 milyonu geçecek. Kabotajda taşınan araç sayımız ise; 2010 yılında 9,4 milyon iken bu yıl sonuna kadar taşınan araç sayısının yaklaşık 10,7 milyonu geçmesini bekliyoruz. Limanlarımızda elleçlenen yük miktarında ise 2010 yılında 349 milyon ton iken, 2011 yılı sonu itibariyle 362 milyon tonu bulacak. Kurvaziyer turizminin artırılmasına yönelik yürütülen çalışmalara hız verdik. Bu sayede 2010 yılında 1 milyon 719 bin olan kurvaziyer yolcu sayımız 2011 yılı sonunda 2 milyon 250 bini geçti. Kruvaziyer gemilerinin liman hizmetlerine ödedikleri bedelleri yüzde 50 oranında azalttık. Özellikle 2012 yılında turist sayısında önemli artışlara neden olacağını düşünüyorum. Denizlerimizde kurduğumuz takip sistemleri sayesinde uçan Martılardan haberdar oluyoruz. 2011 yılı içinde 98 olaya başarı ile müdahale ettik. 2011 yılı içinde devam eden çalışmaları kapsamında; Adana Karataş Balıkçı Barınağı, İstanbul Ağva Balıkçı Barınağı, Yalova Armutlu Balıkçı Barınağı, İstanbul Rumeli Balıkçı Barınağı Onarımı, Samsun Tekkeköy Tersanesi, Sinop Kale Surları Koruma Mendireği, Zonguldak Karadeniz Ereğli Tersanesi, Antalya Kaş Yat Limanı (YİD), Mersin Yat Limanını tamamlayarak hizmete verdik. 2011 yılı sonu itibariyle ülkemizde, 182 adet liman tesisi, 220 adet balıkçı barınağı, 45 adet marina, 71 adet tersane olmak üzere toplamda 498 adet kıyı tesisi bulunuyor. Denizcilik sektöründeki en önemli yatırım projeleri arasında yer alan Çandarlı Limanı Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın ise 10. büyük limanı olarak planlandı. Türkiye’nin batıya açılan kapısı olan Çandarlı Limanı’nın 2011 Mayıs ayında temelini attık.

2011 yılında Batı Karadeniz’de kuzey-güney aksında intermodal taşımacılık hizmeti verecek bir liman kompleksi olan Filyos Limanı Projesine de devam ediyoruz. Cevher, konteyner, akaryakıt gibi çeşitli yük türlerine hizmet verecek olan liman, 25 milyon ton/yıl kapasiteye sahip olacak. Denizcilik sektörü için 2023 hedeflerimiz ise şöyle; Konteyner taşımacılığındaki liman altyapısı, 32 milyon TEU kapasiteye çıkarılması, Türk limanlarında elleçlenen kabotaj yükleri oranı % 2’den olan % 20’ye, % 13 olan toplam kabotaj yükleri % 30’a çıkarılması. Gemi inşa kapasitesi 3,6 milyon DWT’den 10 milyon DWT’ye yükseltilmesi, Tersanelerde istihdam kapasitesinin 100.000’e çıkarılması, mevcut 15 bin olan yat bağlama ve konaklama kapasitesinin 50 bine çıkartılması.
Ülkemiz son yıllarda hava yolu taşımacılığında yüzde 129 artan uçak trafiği, yüzde 198 artan yolcu trafiğiyle; sağlanan 110 bin istihdamla ve 12 milyar liralık cirosuyla adeta çağ atladı. “Her Türk vatandaşı hayatında en az bir kere uçağa binecek” sloganından hareketle havacılık sektörümüzle ilgili hangi çalışmaları yürütüyorsunuz?
Türkiye’deki hava ulaşımının son 9 yılda geldiği noktayı siz sorunuzda özetlediniz. Diğer sektörlerde olduğu gibi hava ulaşımında da çok geri kalınmış ve dağınık bir görüntü vardı. Türkiye’de sadece zenginler uçabiliyordu. Havayolu ulaşımı o kadar pahalı idi ki, hep belli başlı zengin insanlar sadece uçak ile seyahat edebiliyor, uçakta herkes artık birbirini tanır hale gelinmişti. 2003 yılında aldığımız bir kararla Türkiye’de sivil havacılığımızı serbestleştirerek iç ve dış hatlarda tarifeli sefer yapmanın önündeki engelleri kaldırdık. Ankara-İzmir-İstanbul üçgenine sıkışan uçuşları yurt geneline yaydık. 9 yılda, 15 milyon vatandaşımız uçakla tanıştı, hava yolu halkın yolu haline geldi. Artık uçak ile seyahat etmenin şehir içi dolmuşla seyahat etmekten farkı kalmadı. Gazi Atatürk’ün ‘’İstikbal göklerdedir’’ sözünü kendimize hedef belirledik. Havayoluna yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Zafer Bölgesel Havaalanı’nın YİD Projesine ilişkin sözleş- mesini 21 Nisan 2011 tarihinde imzaladık yer teslimi yaptık. Her ne kadar yatırım süresi 36 ay olarak belirlenmiş ise de işin 30 Ağustos 2013 tarihinde hizmete verilmesini hedefliyoruz. Ülkemizin en büyük 2. Havalimanı olacak Çukurova Bölgesel Havaalanı’nın ihalesini yaptık. Adnan Menderes Havalimanı İç-Dış Hatlar Terminal Binası’nın YİD Modeli ile yapılmasına ilişkin ihaleyi yaptık, sözleşmeyi imzaladık. Türkiye’deki ATM Kaynaklarının Sistematik Modernizasyonu (SMART) Projesini hayata geçirdik. Artık havayollarımız daha güvenli hale geldi. -Hatay Havaalanı’nın yeni terminal binasını, Sivas Havaalanı’nın Yeni İç Hatlar ve Dış Hatlar Terminal Binalarını, Erzincan Havaalanı’nın Terminal Binası’nı hizmete verdik. Kocaeli Cengiz Topel Havaalanı’nı modernize ettik, sivil havacılığı açtık.
Ülkemizde hava taşımacılığının geliştirilmesi amacıyla havayollarına düşük maliyetli havaalanı imkânı sağlayan “Ekonomik Havaalanı Projesi”ni hayata geçirdik
Atatürk Havalimanı, Trabzon Havalimanı, Konya Havaalanı, Antalya Havalimanı, Mardin Havaalanı ve Adıyaman Havaalanı’nın eksiklerini giderdik, pist ve apronlarına yenilemeler yaptık. 2011 yılında toplam 48 ikili ve 1 çoklu müzakere anlaşması imzalayarak Türkiye’nin imza altına aldığı ikili anlaşma sayısını 121’e çıkardık. Havaalanlarında engelli yolculara direkt olarak hizmet veren kuruluşların bu konuda gerekli tedbirleri almaları, bu yolcuların mağdur edilmemesi ve verilen hizmetlere ilişkin olarak yolculara gerekli tüm kolaylığın sağlanarak bu yolcuların diğer yolcularla eşit şartlarda seyahat edebilmesine yönelik “Engelsiz Havaalanı” Projesini başlattık. Ülkemizde hava taşımacılığının geliştirilmesi amacıyla havayollarına düşük maliyetli havaalanı imkânı sağlayan “Ekonomik Havaalanı Projesi”ni hayata geçirdik. Havacılıkta 2023 hedeflerimiz ise şöyle; Yolcu kapasitesinin toplam 386 milyon yolcu/yıla; seya- hat eden yolcu sayısının ise yıllık 350 milyona çıkartılması, Kullanıcıların herhangi bir yöne ortalama 100 kilometre mesafede veya bir saat seyahat ederek bir havaalanına erişiminin sağlanabilmesi, Türk Sivil Hava taşımacılığı filo yapısının, 200’ü bölgesel uçak olacak şekilde 750 uçaklık bir yapıya ulaştırılması… Son 9 yılda birçok hayal denilen projeleri gerçekleştirdik. Herkes emin olsun ki, 2023 hedeflerimiz arasında yer alan ve hayal olarak görülen, gerçekleşemez denilen projelerimizi de bir bir hayat geçireceğiz. Bugüne kadar yaptıklarımız, yarına neler yapabileceğimizin kanıtıdır.
Son zamanlarda yurdu demir ağlarla örmek için yoğun bir çalışma içerisindesiniz. Döşenen yeni raylarla beraber hızlı trenler birer birer faaliyete geçmekte. Hızlı tren çalışmaları hakkında bilgi alabilir miyiz?
En çok ihmal edilen alanlardan biri de demiryollarımız. Biz göreve gelene kadar yılda 18 km demiryolu yapılır halde idi. Son 9 yılda yıllık ortalama 135 km demiryolu yapılır hale
Küresel rekabetin hız kazandığı günümüzde Türkiye’nin küresel pazarda öne çıkabilmesi ve adından söz ettirebilmesi için üretim çok önemli bir faktör
etirdik. Demiryolları, istiklalimizin lokomotifi olduğu gibi, istikbalimizin de lokomotifi olacak. Bu bağlamda, Yüksek Hızlı Treni de ülkemize kazandırdık. 3 yılda 5 milyon yolcuyu Yüksek Hızlı Tren ile taşıdık. Hizmete vermiş olduğumuz Ankara-Konya Yüksek Hızlı Tren hattının ardından Ankara-Sivas hattının da yapımı devam ediyor. Yurdumuzun demir ağlarla örülmesi hedefi 1951 yılından 2003’e kadar rafa kaldırılmıştı. Unutulan demiryollarına, yatırım çalışmalarımız kapsamında, 2002-2011 yılları arasında TCDD bünyesinde toplam 6 milyar TL’ye yakın yatırım yaptık. 2011 yılının son günlerinde (28 Aralık 2011) Ankara-İzmir yüksek hızlı tren ihalesini yaptık. Yerli yabancı 26 firma teklif verdi. Bu çok sevindirici bir durum. 2011 yılının son iş gününde ise Eskişehir-Bursa yüksek hızlı treni projesinin ihaleyi kazana yüklenici firma ile protokolü imzaladık. Ankara-İstanbul Hızlı Tren Projesinin Eskişehir-İstanbul kesimini inşaatına devam ediyoruz. Bu kapsamda; Eskişehir Gar Geçişinin altyapısının inşaatında yüzde 70 fiziki ilerleme sağlandı. Eskişehir-İnönü arası inşaat çalışmalarını ise tamamladık. İnönü-Kesekoy arasının inşaat çalışmalarında % 50 fiziki ilerleme sağlandı. Köseköy – Gebze kesiminin ise sözleşmesi imzalanarak yer teslimi yapıldı ve temeli de atıldı. Çalışmalar sürüyor. Ankara-Sivas Hızlı Tren Projesinin Yerköy-Sivas kesiminin inşaatında % 52 fiziki ilerleme sağlandı. Kayaş-Yerköy kesiminin ise proje çalışmalarına devam edildi. Sivas-Erzincan Hızlı Tren Projesinin de proje çalışmalarına devam ediyoruz. Ankara-Bursa Hızlı Tren Projesinin Bursa-Yenişehir kesiminin ihale işlemleri tamamlandı. 2023 yılına kadar yüksek hızlı tren hattının 10.000 km’ye çıkarılmasını hedefliyoruz.

Marmaray hakkında bilgi alabilir miyiz?
Sultan Abdülmecit’in hayal ettiği, Sultan Abdülhamit’in projesini hazırlattığı Marmaray, 1860 yılında hayal edilen asırlık projeyi de gerçekleştirmek bize nasip oluyor. Yüzyıllık rüyamız olan Marmaray projesi, İstanbul’un toplu ulaşımına nefes aldırtacak. Denizin 60 metre altından geçen bu muhteşem proje, dünyanın en derin sualtı tüneli olma özelliğine sahip. Marmaray ile ilgili herhangi bir aksama söz konusu değil. Çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Bu muhteşem proje 29 Ekim 2013’te hizmete girmiş olacak. Marmaray hizmete girdiğinde, hem İstanbul trafiğine nefes aldırtacak, hem de Tarihi İpek Yolu yeniden hayata geçmiş olacak. Pekin’den kalkan tren Marmaray’dan geçerek yoluna devam edecek, Manş denizini de geçerek Londra’ya varacak. Böylece bu güzergahın ülkemize sağlayacağı katkıların çok yüksek boyutta olacağı herkesin malumudur.
Global dünyanın çok önemli etkenlerinden birisi olan bilgi ve iletişim teknolojisi konusunda Bakanlığınız döneminde çok önemli projelere imza attınız. Ülkemizi “Bilgi Toplumu” haline getirmek için hangi alanlarda çalışmalar sürdürüyorsunuz?
Türkiye bilgi toplumu olma hedefini önüne koymuş ve bu hedef doğrultusunda hızla ilerlemesini sürdürüyor. Dünya’da artık bilgiyi elinde bulunduran güçlü olabilecek ve hayatta kalabilecek. Bilgiden mahrum olan, teknolojiyi takip edemeyen ülkelerin güçlü olma veya yaşama şansları olmayacak. Bu bilinçle hareket ederek uzun vadeli hedefler belirliyoruz. Küresel rekabetin hız kazandığı günümüzde Türkiye’nin küresel pazarda öne çıkabilmesi ve adından söz ettirebilmesi için üretim çok önemli bir faktör. Ancak herkesin ürettiği teknolojiyi üretip satmanın geleceği artık yok. Devir artık kendi kendinle rekabet etme devri. Teknolojiyi hep bir adım daha ileri götürme devri. Ülkemizdeki bilişim sektörü gelirleri sürekli yükselme eğiliminde. 2003’de 11,5 milyar Dolar olan bilişim sektörü toplam gelirlerinin, bugün 33 milyar doları geçti. 2023 yılında ise Bilişim sektörü büyüklüğünün 160 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Ülkemizde bilgi ve iletişim sektöründe lisanslı işletmeci sayısı 2003 yılında 126 iken, 2011 yılında %338’lik artışla 560 oldu. Sabit sektörde hemen her haneye ulaşılmış durumda. Ancak, diğer ülkelerde olduğu gibi, sabit abone sayısı Türkiye’de de düşme eğiliminde. Hâlihazırda yaklaşık 15,47 milyon sabit abone bulunmakta. Türkiye’de 2002 yılında geniş bant internet yoktu. Geniş bant internet abone sayısı 2003 yılında 20 bin iken 2011 yılına kadar % 639 oranında bir artış yaşandı. 2011 yılı rakamlarına göre 18,5 milyon geniş bant abonesi bulunmakta. Bu rakam yaklaşık 45 milyon kullanıcıya tekabül ediyor. Geniş bant abone sayısının 2023’te 30 milyona erişmesini hedefliyoruz.
Türkiye’de 2002 yılında geniş bant internet yoktu. Geniş bant internet abone sayısı 2003 yılında 20 bin iken 2011 yılına kadar % 639 oranında bir artış yaşandı. 2011 yılı rakamlarına göre 18,5 milyon geniş bant abonesi bulunmakta. Bu rakam yaklaşık 45 milyon kullanıcıya tekabül ediyor. Geniş bant abone sayısının 2023’te 30 milyona erişmesini hedefliyoruz
şte bu nedenle diyoruz ki, sadece karayollarında otoban yapmadık. Deniz otobanları ve bilgi otobanlarını da yaptık. Bunun neticesinde ise, Mobil abone sayısı ise 2003’de 27,9 milyon iken bugün 65,5 milyona ulaştı. Türkiye’de cep telefonu görüşmesi ve mesajlaşma da düzenli olarak artış gösteriyor. Sadece son 1 yılda Alt Yapı Şebekemizde dolaşan data oranı %1495 arttı yani tam 15 kat.12 milyon kişi e-devlet hizmetlerini kullanıyor ve bu sayı her geçen gün artıyor. Dünyada sosyal paylaşım ağlarını en çok kullanan ilk beş ülke arasındayız. Haftada yaklaşık 33 saat internet kullanımı ile AB’de 1.ciyiz. Günümüzde internet, artık yaşantımı- zın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Günümüzde teknoloji, insanımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Teknolojide yaşanan hızlı gelişime, bilgi yoksulu ve bilgi zengini gibi iki farklı insan gruplarının oluşturması riski var. Bu riski bertaraf etmek için çok dikkatli davranıyoruz. Sayısal uçurumu yok etmek gibi bir misyonu da üstlendik. Herkesin bilgiye erişimini kolaylaştıracağız. Eskiden ülkenin gelişmişlik düzeyi, ülkedeki mevcut ulaşım yollarıyla, okur-yazarlık oranıyla ölçülüyordu. Şimdi ise ulaşımda sahip olduğunuz yolun kalitesiyle ve bilgisayar okur-yazarlık oranıyla ölçülüyor. Bir yandan ülkemizi bölünmüş yollarla bir baştan bir başa donatırken, öte yandan bilgi yolları, hatta bilgi otobanları oluşturarak sayısal uçurumun oluşmasını önlemeye çalışıyoruz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here