Ana sayfa İş Dünyası Nüket Küçükel Ezberci İle Röportaj

Nüket Küçükel Ezberci İle Röportaj

1374
0
PAYLAŞ

Kırk sene önce Türkiye’nin ilk özel hastanesi olarak kurulan Güven hastanesindeyiz. Yüzünden hiç eksik etmediği gülümsemesi ve pozitif enerjisiyle karşılıyor Nüket Küçükel Ezberci. Çaylarımızı yudumlarken hayata dair konulara da kendimizi kaptırıp gidiyoruz.Kırk sene önce Türkiye’nin ilk özel hastanesi olarak kurulan Güven hastanesindeyiz. Yüzünden hiç eksik etmediği gülümsemesi ve pozitif enerjisiyle karşılıyor Nüket Küçükel Ezberci. Çaylarımızı yudumlarken hayata dair konulara da kendimizi kaptırıp gidiyoruz.

Bize kendinizden bahseder misiniz?
Bilkent Üniversitesi Uluslar arası İlişkiler Bölümü mezunuyum. İş hayatıma 1992 yılında Dışişleri Bakanlığı’nda başladım. Bakanlığın çeşitli kademelerinde görev aldıktan sonra 2007 yılında aile şirketimiz olan Güven Hastanesine geçtim. Halen Güven Hastanesi yönetim kurulu başkanlığı görevimi sürdürmekteyim.

Güven Hastanesi Türkiye’nin ilk özel hastanesi. Kuruluşundan bugünlere geliş öyküsü nasıl?
Rahmetli anne ve babamın bundan 40 yıl evvel girişimleriyle 20 yataklı olarak kurduğu hastanemiz zaman içinde 250 yatağa ulaştı. İki kız kardeş ikinci nesil olarak emanetçiliğini üstendiğimiz hastanemizi 40 bin metrekare üzerinde faaliyet gösteren, tüm branşlara haiz bir kurum olarak büyütmeyi başardı. İki kız kardeşiz diyorum ama 1000 kişilik aslında çok büyük bir aileye sahibiz. Bu nedenle çok mutluyuz ve çok gururluyuz. Çünkü sürekli gelişip, büyüyen, kendini yenileyen bir kurumu yönetiyoruz.

Başarınızın altında yatan en önemli etken nedir?
Başarımızın altında yatan en önemli etken hızlı karar alabilmemiz, sağlıkla ilgili tüm parametrelere hakim olmamız, çok yetkin kadrolarla çalışıyor olmamız ve en önemlisi temeli sevgi olan kurum kültürümüzü asla ve asla kaybetmememiz. Bütün bunlar bir araya geldiği zaman başarıyı yakalamamız kadar doğal bir şey olamaz. En önemli etkenlerden birisi de iki kız kardeş olarak burayı çok sevmemiz ve işimizi üçüncü bir kardeşimiz gibi görüp, muamele etmemiz geliyor. Çünkü biz burada büyüdük, burada öğrendik bir çok şeyi. Hastane olmazsa olmazımız oldu. Benim kardeşimden farklı olarak şansım 16 sene Dışişleri Bakanlığı’nda çalışmam oldu. Orada ülkemizi çeşitli şekillerde temsil etme fırsatı buldum. Kız kardeşim ise üniversiteyi bitirmesinin ardından hastanede çalışmaya başladı. Annem bildiği her şeyi kızkardeşim Banu Küçükel’e ve hastanemiz genel müdürü Aylin Yaman’a öğretmiştir.

Peki görev paylaşımını nasıl yapıyorsunuz?
Kardeşim iç işleri bense dış işleri yaparım. Birbirimizin bildiğini diğerimiz öğren- meye çalışmadık. Gerek biz kardeşler, gerekse ailemizde bulunan 1200 kişi kendi işinde uzmanlaştı ve bilgi dağarcığını işiyle ilgili olarak genişletti. Böylelikle herkes kendi işini, kendi görev tanımını yürütüp, koruyup kollamakla mükellef oldu. Hepimiz de kendi bildiğimiz işi yaptığımız için gayet mutlu ve mesut bir şekilde işimizi yapıyoruz. Güven Hastanesi karaciğer nakli gibi zor işlere de soyunmuş.

Bu başarıyı neye borçlusunuz?
Evet bu bizi gururlandıran ve onurlandıran bir olaydır. Hastanemizde karaciğer nakilleri başladı ve ilk canlıdan karaciğer naklini gerçekleştirdik. Bir ilki başarmamızın övüncünün yanı sıra babamızın vasiyetini de yerine getirmemizin gururunu taşıyoruz. Rahmetli babamıza atfolunur. O’na verdiğimiz sözü gerçekleştirmek bizim için çok önemliydi.

Aylin hanım sizden de hastanenin genel müdürü olarak bir takım veriler almak istiyoruz. Bize neler söyleyebilirsiniz?
Hastanemiz 40 yıllık geçmişinde sürekli gelişerek büyümüş bir hastanedir. 40 bin metrekareye kurulu tam teşekküllü hastanemizde son teknolojinin yanı sıra yanık ve radyoterapi ünitesi hariç tüm uzmanlık ve yan dal branşlarda hizmet verilmektedir Hastaneyi rakamlarla ifade edecek olursak… 251 yataklı bir genel hastane. Yıllık ortalama 35 bin acil hastamız var. Ortalama 20 bin yatan hastamız, 95 bin civarı ise poliklinik hastamız var. % 71’lik yatak doluluk oranıyla çalışıyoruz. Hastalarımızın % 30’u şehir dışından gelmekte.

Hizmet verdiğiniz branşların bir kısmından bahsedebilir misiniz?
Kardiyoloji ve kalp damar cerrahisi öne çıkan uzmanlık dallarımızın başında geliyor. Son derece donanımlı, multidisipliner bir yaklaşımla çalışan ekibimiz günde ortalama 7 kalp ameliyatı ve yine ortalama 20 koroner anjiografi işlemi gerçekleştirmekte. Ankaralıların tercih ettiği bir diğer ünitemiz kadın doğum ve yeni doğan ünitemiz. Burada da yine konusunda uzman bir ekibimiz var. Yılda ortalama 2000 doğum gerçekleşiyor ve özellikle komplike gebeliklerin takibi ve doğumu konusunda son derece tecrübeli bir merkez. Acil servisimiz, her şiftin acil tıp uzmanı ve pratisyenle yapılandırıldığı, son derece komplike hastalara 24 saat kesintisiz hizmetin verildiği oldukça donanımlı bir ünite.Meme ve tiroid hastalıkları merkezimiz, medikal, cerrahi ve tanısal yaklaşımı uluslar arası standartta sunabilen çok başarılı bir merkez. Meme merkezimiz, Ekim 2012 tarihi itibarıyla Breast Centers Network organizasyonuna afiliye üye olarak kabul edildi. Pediatri ve pediatrik cerrahi servisi 26 uzman hekimle dev bir kadroya sahip. Yan dallar, yeni doğan ve poliklinik hekimlerimizle gerçekten adeta çocuk hastanesi disiplininde çalışıyorlar. Henüz iki yıllık geçmişi olan Onkoloji bölümümüz, göğüs cerrahisi, genel cerrahi, beyin cerrahisi gibi cerrahi onkoloji hizmeti veren bölümlerimizin tamamlayıcısı oldu. Sonuç olarak daha sayamadığım pek çok branşta, modern tıbbın gerektirdiği anlayışla ve mükemmel bir ekiple hizmet veriyoruz. Geldiğimiz nokta son derece gurur verici. Son olarak kurucularımızın da vasiyeti olan ve hizmeti en üst noktalara taşıyabileceğimiz ve gerçekten çok büyük bir ihtiyaca cevap vermesini beklediğimiz organ nakli konusuna adım attık.
İsterseniz bu başarılı organ nakillerini gerçekleştiren Prof. Dr. Sedat Karademir’den konu ile ilgili görüşlerini alalım…

Türkiye’de organ nakli nerelerde?
Bundan 10-15 yıl önce Başkent’te Haberal hocayla başlayan organ nakilleri yılda onlu sayılarla ifade edilirken artık yılda binlerle ifade edilir hale geldi. Gelinen noktada sorgulamamız gereken konular da beraberinde değişti. Artık kaliteyi konuşmamız lazım. Yapılan ameliyat sayılarının değil, ameliyatlarının sonuçlarının konuşulması gerektiği bir dönemdeyiz. Organ nakli sonrası bu insanlar tekrar topluma kazandırılabilmiş mi, bu insanların kaçı hayatta, kaçı kaliteli yaşam sürebiliyor, bu veriler önem kazanmakta. Türkiye’de çok başarılı merkezlerimiz var. Verilen oranların ötesinde, gerçekten sayı olarak daha az yapan fakat yaşam kalitesi ve sürdürülebilirlik açısından da başarılı fakat ön plana çıkmamış merkezlerimiz var. Cerrahi ve medikal yaklaşımlarda Türkiye’nin hiçbir eksiği yok hatta fazlası var denebilir çünkü ciddi bir “canlıdan organ nakli” tecrübesi var. Bu tecrübe iyi olmakla birlikte, elbetteki tercihimiz kadavradan organ nakillerinin artması.

Türkiye’de organ bağışı ne düzeyde?
Halk daha bilinçli olmakla birlikte, istenen düzeyde değil. Bu konuda sağlık politikalarının tüm mecralarla iş birliği içinde olması gerekiyor. Film senaryolarından tutun da gazete haberlerine kadar her şey halkı etkileyip korkutabilmekte. Son yıllarda konuyla ilgili bilinçli ve eğitici programlar yürütülmekte. Sağlıkçılara, bakanlık yetkililerine, kanun yapıcılara, hukukçulara, din adamlarına çok büyük görevler düşmekte.

Son olarak konuyla ilgili neler söylemek istersiniz?
Organ nakli konusu, özel, devlet, üniversite ayrımı yapmadan elbirliği ile götürülmesi gereken bir konu. Gereken eğitim, altyapı ve insan kaynağı fazlasıyla var. Bize de titizlikle çalışmaları sürdürmek ve etik yaklaşımdan ödün vermeden çalışmak kalıyor.

PAYLAŞ
Önceki makaleMusa KARATAY
Sonraki makaleKemal Oğuz İle Röportaj

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here