Ana sayfa İş Dünyası Opr. Dr. Gökçen ERDOĞAN İle Röportaj Yaptık

Opr. Dr. Gökçen ERDOĞAN İle Röportaj Yaptık

1571
0
PAYLAŞ

İyi niyetli ve çalışkan insanların içinde mutlu büyüyor ve ne olmak istediğinizi çok açık bir biçimde görüyorsunuz. Ailenin önemini de onlarla kavradım ve kendime harika bir aile kurdum.

Onunla söyleşimizin konusunda karar vermekte güçlük çektim. Birden fazla kimliği ve doyulmayacağını düşündüğümüz sohbeti vardı. Özenli ve bilinçli bir anne, başarılı ve azimli bir iş kadını, güvenilir ve samimi bir doktor, yenilikçi ve işinin ehli bir cinsel terapist ve her şeyden de önce güçlü ve güzel bir kadındı. Nereden başlayıp nelerle sınırlı kalacağımızı bilemiyorduk ve bu söyleşi, böylesine başarılı ve söyleyecek sözü olan bir kadının tüm sıcaklığıyla akıp gitsin istedim. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gökçen Erdoğan’dan söz ediyorum. Satır aralarını kaçırmayın derim.

Birden fazla unvanınız ve hepsinde göze çarpan başarılarınız var. Peki Gökçen Erdoğan, kendini ve hayatını nasıl tanımlar?
Çok yönlü bir Gökçen Erdoğan var evet ama kendimi bildim bileli doktor olmak istemiştim. İnsani ve dolayısıyla toplumsal fayda çocuk yaşta iliklerime işlemişti, bunu ailem sayesinde çok güçlü hissettim. İyi niyetli ve çalışkan insanların içinde mutlu büyüyor ve ne olmak istediğinizi çok açık bir biçimde görüyorsunuz. Ailenin önemini de onlarla kavradım ve kendime harika bir aile kurdum. Eşim Ufuk, çocuklarım Derin ve Kuzey, hayatımdaki en önemli şeyler. Beni hayatımı şekillendiren her şey için motive ediyorlar ve varlıklarından sonsuz güç alıyorum. Uzmanlığımın 13. yılındayım ve her yılımın bir öncekinden daha dolu geçmesinin mutluluğunu yaşıyorum. İlerlemek bana yorgunluk değil de güç veriyor. Yeniliklere, gelişmelere aç bir toplum olduğumuzu düşünüyorum ve bir kadın olarak onların peşinde koşuyor, ediniyor, ihtiyacı olanlara getiriyorum. Toplumsal bilinçlenmede ve kadın girişimciliğinde fayda sağlamak üzere attığım her adım beni heyecanlandırıyor.

İş kadını kimliğinizle Ankara’nın ‘en’lerinin seçildiği bir oluşumda 2012 Yılın İş Kadını seçildiniz. Özellikle son birkaç yıldır Ankara’nın başarılı iş kadınları arasında adınızı sıklıkla duyuyoruz. Bunu nasıl karşılıyorsunuz?
Hiçbir başarının tesadüf olmadığını düşünüyorum ve bunu da gururlu bir gülümsemeyle karşılıyorum. GGYD, ANGİAD, ANGİKAD, ve TÜGİAD’da yer alıyorum ve tüm çalışmalarda yer alıyor, atılan adımları dikkatle takip ediyorum. Erkek egemen bir toplumda kadının iş dünyasında yer alması, toplumun şu an fark ettiğinden çok daha anlamlı. Adımın küçüklüğü büyüklüğü hiç fark etmez, tüm kadınlar becerileri, ilgileri doğrultusunda girişimlerde bulunmak için yüreklendirilmeliler. Bunun için kurulmuş dernek, vakıf ve platformlar var evet henüz yeterli değil fakat artacağından umutluyum. Kadını, toplumun katma değer olarak göreceği ve hem tecrübelerinden hem de yatırımlarından faydalanmak isteyeceği bir iş kadınına dönüştürme sürecinde hızlı adımlarla ilerliyoruz. Bu konuda içinde bulunduğum dernekler adına içim rahat. Diliyorum ki önümüzdeki sene ülkemizin her yanında iş kadını seçimleri bu yılkinden daha çekişmeli geçsin, çünkü bu Bir bebeğin dünyaya gelmesine aracılık etmek tahmin edebileceğinizden de keyifli bir şey. yarışları tüm kadınlar kazanıyor. Erkeklerle aynı sıralarda duruyor, aynı meseleler üzerine kafa patlatıyoruz, çünkü varız buradayız, yanımızda olma şansını henüz yakalayamayan hemcinslerimiz için yer tutuyoruz. Aksini iddia edemeyecekleri kadar gerçeğiz ve daha fazla gerçeğe dönüşmeliyiz.

İş kadını kimliğinizle sahibesi olduğunuz Diva Kadın Sağlığı Merkezi, mesleğinizi icra ettiğiniz yer. Kadın doğuma yani jinekolojiye aşinayız. Peki Cinsel Terapist olma fikri nasıl doğdu?
Kliniğimde çok güvendiğim bir ekibim var. Cinsel terapilerde entegre çalışmalar yürüttüğüm bir psikolog dostum ve tüm yetkinlikleriyle elim kolum olan şahane kadınlar. Cinsel terapi aslında kadın doğumdan çok uzak değil. Cinsel terapi de evliliklerin ve ilişkilerin önemli bir parçası olabiliyor. Bir bebeğin dünyaya gelmesine aracılık etmek tahmin edebileceğinizden de keyifli bir şey. Bir bebeğe isminizin verildiğini görmek, bayramlarda arayan uzak ama çok yakın çocuklarınız olması, o ilk bakışma, ilk ‘ınga’, ilk soluk… Bunlar tarifi mümkün olmayan şeyler. Düşünsenize bir çocuğa atılmasına izin verilen tek şaplak var ve o da onun ilk soluğu, ilk sesi için ve bu yalnızca sizin yapabileceğiniz bir şey. Kadına ve çocuğa şiddetin bunca konuşulduğu günlerde bunu da haykırmış olmak isterim ‘bir çocuğa tek şaplak atılacaksa o biz kadın doğumcuların eliyle ve onu hayata katmak için olmalı!’ Gelelim cinsel terapiye, sağlıksız bir cinsel yaşamdan sağlıklı bir ilişki ya da sağlam bir aile yaşantısı kurulamıyor maalesef. Yeni bir nesil için fizibilite yapmanın bir parçası da cinsel terapi.

Cinsel terapiye geçmeden, kadına şiddet sizin de üzerine bastığınız gibi son zamanların en büyük toplumsal sorunlarından biri. Kadına şiddeti tetikleyen ne peki?
Kadına şiddeti toplumun verdiği cesaret tetikliyor. Yan komşudan bağırış çağırış, kırılan cam, inen tokat sesi gelince ‘ailedir karışmayalım’ diyen bizler tetikliyoruz. Oğullarını dünyanın merkezi gibi hissettirerek ve bencilce yetiştiren anneler tetikliyor, çocuğunun gözü önünde karısını yıllarca döven babalar tetikliyor, dayak yiyen kadına ‘kaşınmıştır zaten o’ diyen komşu kadınlar tetikliyor, eşinden boşanan kadına ‘dul kadına güven olmaz’ diyen mahalleli tetikliyor. Kadını korumakta eksik kalan yasalar tetikliyor. ‘Gelinlikle çıktığın eve kefenle girersin’ diyen aile tetikliyor. Kız çocuklarını okutmayan ve ayakta duracak maddi güce sahip olmasını engelleyen ağabeyler tetikliyor. Daha sayayım mı? Kadına ‘sussan daha iyi olur’ diyen toplumun ta kendisi, maalesef. Ayrıca cinsel şiddet de cinsel terapi seanslarımızın en yaralı yanlarından birini oluşturuyor. Sağlıksız cinsel yaşamın getirdiği sorunlar şiddeti de içinde barındırabiliyor.

Sağlıklı bir cinsel yaşamdan kastınız ne peki? Ve neler cinsel terapi kapsamına giriyor?
Cinsel yaşam, aklınızın hayalinizin alabileceği her türlü şekli ve rengi kapsıyor. Hatta sizin aklınıza hayalinize gelmeyen ama bir başkasının aklına gelen her şeyi de. Cinsel şiddeti engelleme ve ortadan kaldırmak da eğer meyil ve sorun işin başında keşfedilirse cinsel terapiyle mümkün. Cinsel işlev bozuklukları ve cinsel isteksizlik sorunlarının çözülmesi başta olmak üzere bireysel olarak ve partnerleriyle ilişkilerinde sorun teşkil eden tüm durumlar cinsel terapinin konusu. Kocasını birden fazla erkekle aldatan kadın ‘Kocamı seks için aldatıyorum ama aldatmak istemiyorum. Ben seksomanyak mıyım’ diye de geliyor, ‘Yüzeysel bir cinsel hayatımız var, fantezi yapmayı istiyorum ama yanlış anlaşılmaktan korkuyorum. Bunu sevgilime nasıl izah etmeliyim’ diye gelen de. Daha önce tecavüze uğradığı için şimdiki partneriyle ilişki kurmakta güçlük çeken de var, aşırı kıskançlık nedeniyle ilişkisi çıkmaza girmiş ve yatakta şiddete meyleden çiftler de var. Eşit cinsel haz için çiftlerin edinmesi gereken bilgiler ve bir uzman eşliğinde birbirleriyle konuşmaları gerekenler de oluyor zira orgazm nedir bilmeyen kadın sayısı azımsanamaz… Örnekleri dilediğiniz kadar çoğaltabilirim.

Sizi özellikle vajinismus sorununa dikkat çeken yayınlarda sıklıkla izliyoruz, uzman olarak aile birliğini korumaya yönelik bilgiler de paylaşıyorsunuz. Basın çalışmalarınız da çok önem verdiğiniz toplumsal bilinçlenme- nin bir parçası mı?
Kesinlikle öyle. Profesyonel bir ekibim var ve çalışmalarımızı profesyonel bir çerçevede ama amatör bir ruhla sürdürüyoruz. Kliniğimde harika ekibimle birlikte ki hepsine ayrı ayrı teşekkür etmiş olayım yeniden, yardımcı olabildiğim insanlar dışında da ülkenin dört bir yanında soruları ve sorunları olan herkese ulaşmak istiyorum. Etrafında soracak kimsesi olmayan o kadar çok kadın ve hatta erkek var ki. Töre cinayetlerinin yaygın olduğu coğrafyada yaşayanlara bilgi ulaştırmamız lazım. Hastalığını fark edemeyen kadına bilgi ulaştırmamız lazım. Korunmayı reddeden erkeğe bilgi ulaştırmamız lazım. Onlara televizyon ve gazete aracılığıyla, hatta sosyal medya aracılığıyla ulaşmayı çok önemsiyorum. Twitter’da soruları yanıtlayıp yol göstermeye çalışıyorum. Televizyon ekranlarında ve gazete haberlerinde bilinmesi gerekenleri paylaşmayı görev biliyorum evet. Çünkü toplumun doğru bilgi edinmesi ilerlemesi için düşünüldüğünden daha önemli. Vajinismusun ne olduğunu bilmeyen aile, kızı zorla zaptederek silah zoruyla ve herkesin içinde ilişkiye zorlayabiliyor. Düşünebiliyor musunuz bunun nasıl bir trajedi olduğunu? Yayınlardan sonra vajinismusun ne olduğunu kavrayan ve nasıl davranması, ne yapması gerektiğini öğrenen o kadar çok aile oldu ki… Elbette yetmez, devam edeceğiz.

Kadının ve ailenin bilinçlenmesi için sosyal sorumluluk projelerinin içinde yer alıyor musunuz?
Özellikle engelli kadınlar ve annelerle ilgili önemli bir proje içindeyim. Olgunlaştığında tüm kamuoyuyla paylaşıp mutluluğunu da birlikte yaşayacağız inşallah. Vakıf ve derneklerle yakın ilişkiler içindeyim, üniversitelerde yürüttüğümüz bir söyleşi projemiz var; Karşı Cinsin Yanındayım. Gençlerle doğru cinselliği konuşuyoruz ve çok güzel ilerliyor, ilgiden memnunuz. Tüm üniversitelerin davetlerini de değerlendiriyoruz, bunu da duyurmuş olayım sizin aracılığınızla. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da dahil olmak üzere kadın ve aile hakkında atılacak adımı olan tüm oluşumlara imkanlarımca ve uzmanlığımla dahil olmayı gönülden arzu ediyorum. Üzerime düşen tüm sorumlulukları almaya hazırım, bir anne bir eş, bir kadın ve bir doktor olarak.

 Çok yoğun bir çalışma temposu söz konusu. Ailenize zaman ayırmanız güç oluyordur heralde.
Onlara zaman ayırmanın mutlaka bir yolunu bulurum. Sürpriz yapıp gelen bebekler dışında pazarım boş. Cumartesi günle- ri çalışıyorum. Hafta içinden pek farklı geçmiyor doğrusu. Ama Derin’i her akşam okuldan alırım ve eve gelene kadar arabada şarkı söyleriz, bu ritüel oldu bizim için adeta. Eve gelince yemek faslı ve Kuzey’le sırnaşma. Çocuklarımla, ailemle kaliteli zaman geçirmeye gayret ediyorum her zaman. Pazarımız dopdolu bizim, o gün çok yorucu ama çok mutlu bitiyor. İnsan çocuklarını dünyada neye değişebilir ki! Ayrıca eşim Ufuk, bana inanılmaz yardımcı oluyor. Yoğun çalışan bir annenin başına gelebilecek en güzel şey anlayışlı ve dengeleyici bir eştir, bu konuda ben çok şanslıyım. Eşim Ufuk, ani hallerde hemen bayrağı devralır. Hamileliğimde suyum gelene kadar çalışmıştım, ben yoğunluğa alışkın ve belki de bağımlıyım. Fakat keyif yapmayı sevdiğim de bir gerçek. Yemeğin lezzetlisini, kahvenin hoş sohbetlisini ararım. İnanın sistemli olursanız hepsine yetiyorsunuz. Bu arada hem çok okuyorum hem de yazıyorum. Hepsi ayrı keyifli.

Bakımlı, güzel ve sıcak olmanız hasta potansiyelinizi etkiliyor mu sizce?
Çünkü her açıdan beğenilen bir doktorsunuz, ilgi çekici bulunuyorsunuz. Ne güzel sözler bunlar… Çok teşekkür ederim. Her kadın beğenilmeyi sever, aksine inanmıyorum doğrusu. Fakat hasta potansiyelimi etkileyen şeyin sıcaklık ve güven olduğunu düşünüyorum. Güzel olduğunuz için görmeye gelseler de kalıcı olmazlar ki. Güzellik her açıdan geçici. Fakat doğru iletişim kurar ve güven verirseniz yıllar süren ilişkileriniz olur hastalarınızla. Hastalarımla iletişimim güven üzerine kurulu. Çünkü bir kadın bir kadına dahi olsa güvenmeden bacaklarını açmaz ve en mahrem sırlarını anlatmaz, bundan emin olun. Şık olmayı seviyorum, bakımlı olmayı seviyorum. Çünkü doktor da olsam kadınım. Bazen yoğunluktan, yorgunluktan saçlarım elektriklenip dikiliyor, göz altlarım morarıyor, işte o zaman da ‘bunlar boşuna olmadı’ diye düşünüp öyle mutlu oluyorum.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here